Yeniyapan Istasyon
BENT
BENT
KÖYÜMÜZ

GİYİM

Kırıkkale ve yöresi bugünkü Türk İnsanının uğradığı kültür değişimine uğramıştır. Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın "Kültür Değişmeleri" adlı eserinde belirttiği gibi; teknolojinin getirdiği değişme rüzgârı Anadolu'nun her yöresinde görülmektedir Kırıkkale yöresinde, bilhassa köylerde giyim kuşam geleneksel özelliği pek bozmamıştır. Törelere bağlı giyim ve kuşam devam etmektedir.

 

Kadınlarda

Ayakta pabuç, işlemeli, yün örgülü çorap, üç etek çembere, başta yemeni ve üstünde de fes veya başlık dikkati çeker. Mevsime göre üç eteğin yerine renkli poşu oyalı yazma, sırmalı dolamalar, özü altın sırmayı kofiler, çene ve boyun bağları, baştan iki yana sallantılı kırmızı, yeşil, mavi ziliflik kadın başına güzellik veren süslerdir. Sırtta bürümcük işlik, üstüne setarı yelek giyilir. Bele ibrişim ya da şal kuşakta sarılır. durumları iyi olanlar bellerine gümüş şavatlı, kabartma tokalı kemerde takabilirler. Genelde köy yerlerinde kadınlarımız ipek alaca önlük ya da üç etek giyerler. Ayaklarda tiftikten örülmüş çorap, tongurdaklı kundura ya da altı yumuşak papuçlar vardır.

 

Erkeklerde

Kinot pantolon, sivri burun ayakkabı, yelek, yakasız işlik ve ceket giyilir. Ancak yukarıda belirtiğimiz teknolojik gelişmeler pek çok geleneğin ortadan kalkmasını sağlıyor. Artık insanımız daha modern teknolojik ürünlerin dokuduğu ve diktiği elbiseler giymektedir.

 

FOLKLOR

Kırıkkale'nin oyunlarıda yemekleri gibi çeşitlilik gösterir. Çeşitli yörelerin oyunları düğünlerde, bayramlarda, seyranlarda çok oynanır. Mor Koyun, Menekşe, Hudayda, Bugün Ayın Işığı, Kerpiç Kerpiç Üstüne ve Ağır Bar oyunları yaygın oyunlarımızdır. Ama en dikkati çeken yöre oyunu Halay oyunudur. Halay çekme bu yörede çok önemli sayılır. Türkü eşliğinde saatlerce süren bir oyundur.


Yörede yaygın olan oyun havalarında örnekler.

 

Misket

Güvercin uçuverdi
Kanadını açıverdi
El oğlu değil mi
Sevdi de kaçıverdi.

 

A benim hacı yarim
Başımın tacı yarim
Eller bana acımaz
Sen bari acı yarim.

 

Mor Koyun

 

Mor koyun meler gelir
Dağları deler gelir
Hakikatli yar olsa
Uykuyu böler gelir.

Mor koyun kuzusuna
Can kaynar bazısına
Ne deyim de ağlayım
Alnımın yazısına.

 

MÜZİK

Kırıkkale yöresinde halk müziğine büyük ilgi vardır. Bilhassa düğünlerde, eğlencelerde bu duygunun daha ön plana çıktığını görürüz. Düğünlerde mutlaka saz ekipleri çalar ve söyler. Yörede bağlama türlerinden kaval, zurna ve davul önde gelir. Uzun Hava, Bozlak, Aşıklıma yaygın olarak mahalli sanatçılar tarafından çalınıp söylenir.

 

DÜĞÜN

Genç kızlar ve delikanlılar evlilik çağlarına geldiklerinde; Bu düşüncelerini Annelerine açarlar. Anne, babayla görüştükten sonra, uygun kararı vermeye çalışırlar. Genelde annenin eve getirilecek gelin hakkında ön bilgisi olur.

 

Kırıkkale'de evlenecek genç kızın ve ya oğlanın özel bir davranışı dikkati çekmez. Ancak, gencin davranışları, psikolojik özellikleri bu isteğin sezilmesini sağlar.Sitem ve istek dolu manilerde görüldüğü olur.

 

Hey hızara hızara
Dalda kiraz kızara
Ana benim çağım geldi
Durma bana kız ara

Veya

Ak saman sarı saman
Aman dostlarım aman
Eller düğün ediyor
Bizim düğün ne zaman

 

Beğenilen ve istenilen genç kız için özel hazırlıklar yapıldıktan sonra "Görücü" gidilir. Bu ilk gidişte tanıma ve misafirlik ön plandadır. Töremize göre görücü gelinen aile ağırlanır, ikramda bulunulur. İkinci gidişte konuyu açarlar belli etmeye çalışırlar. Bu görüşmelerde kız ailesi tarafından "Allah yazdıysa olur" görüşü belirtilir. Bu temenninin altında olabilirlik sezgisi yatar. Daha sonra delikanlının ailesi, akraba ve dost çevresi, kız evine dünürcü gider. Ailenin ileri gelenlerinden biri "Allahın Emri Peygamberin Kavlince kızı oğluna ister." Buna söz kesme denir.

 

Kız ailesinin kabul etmesiyle, kızın başına "yağlık bağlanır " Tatlı ve şerbet ikram edilir. Daha sonraki günlerde altın, takı ve nişan giyeceği ile ilgili alış veriş yapılır. "Nişanlı" kalma süresi içerisinde kız ve oğlan birbirlerini daha yakından tanıma imkanı bulur.

 

Kırıkkale il merkezinde ve köylerde düğünler genelde Cuma günü başlar. "Bayrak Yemeği" diye adlandırılan yemeği yerler. Daha sonra uzun bir sırığa takılmış. Türk Bayrağı üzerinde ayna ve elma olduğu halde Erkek evinin çatısına veya balkona dikilir. Bu işlemler dua eşliğinde yapılır.

 

"Bayrak kaldırma" düğün başlangıcı olduğundan, halkımızca kutsal sayılır. Anadolu’da geçerli olan "Yas Alma" töreni Kırıkkale'de de uygulanır. Köyde veya mahallede düğünün başlayacağı sırada cenazesi olan aileden izin alınır. Davul ve zurna ondan sonra çalmaya başlar.

 

Şehir merkezinde dostlara davetiye verilirken, akrabalara "okuntu" dağıtılmaktadır. Köylerde bastırılmış davetiyeden ziyade "okuntu”dağıtılır. Düğünden bir hafta önce kız evinde "Çeyiz Eşyası Sergisi" açılır. Kızın yaptığı el emeği, göz nuru eserler hafta boyunca sergilenir. Konu komşu, akraba eş ve dostların getirdiği hediyeler de yine bu sergide sergilenir.

 

Cuma günü bayrak kaldırıldıktan sonra genelde düğün evine akrabalar gelir. Bunlar gelirken, hediye getirirler. Köylerde bu koyun, koç olabildiği gibi, şehirde ev eşyası biçiminde görülür. Düğüne gelenler bilhassa köylerde üç el silah sıkar; karşılayan düğün sahibi de karşılık verir. Davul zurna eşliğinde davetliler karşılanır. Davetliye saygı, sevgi ve yemek ikramında bulunulur. Düğün kâhyası veya düğün sahibi tarafından uğurlanır.

 

Burada "Düğün Sofrası" geleneği üzerinde durmakta yarar vardır. Anadolu düğünleri için bu çok önemlidir. Türk düğün sofraları bereketin, bolluğun ve cömertliğin işareti sayılır. Çorba, fasulye, patlıcan, etli pilav, yoğurt, baklava tatlısı, salata gibi yemek ve tatlılar davetlilere ikram edilir.

 

"Kız Kınası" yine önemli yemeklerimizdendir. Oğlan evi (Genelde cumartesi günü) davul zurna eşliğinde "Kına Yakma" töreni düzenler. Büyük bir tepsi içine çeşitli çerezler ve geline getirilen çeşitli hediyeler bulunulur. Kına alayı eşliğinde, kız evinde yapılan bu törende; düğün sahiplerince seçilen bayanlardan birisi gelin adayına kınasını yakar. Bu sırada kızı ağlatmak için de kına türküsü söylenir

 

Kına Türküsü

Bismillah diyelim kınaya
Çağırın gelin anaya
Yan yana ağlaya

Al yeşil kınan kutlu olsun
Orada dirildiğin tatlı olsun

 

Elimi soktum astara
Elimi kesti testere
Mevla’m şirinlik göstere

Al yeşil kınan kutlu olsun
Orada dirliğin tatlı olsun

 

Asvap yuduğum taşlar
Gölgelendi ağaçlar
Misafir olan gardaşlar

Al yeşil kınan kutlu olsun
Orada dirliğin tatlı olsun

 

Ana hamama vardın mı?
Yunduğum yeri gördün mü?
Ana kadrimi bildin mi ?

Al yeşil kınan kutlu olsun
Orada dirliğin tatlı olsun

 

Baba pazara vardın mı?
Ayağıma lastik aldın mı?
Ekmeğini tuza bandın mı?

Al yeşil kınan kutlu olsun
Orada dirliğin tatlı olsun

 

Kına alayı , kıza kınasını yaktıktan sonra neşe içinde oğlan evine döner.Davul zurna kız evine kalır.Bu sefer de kız evi , davul zurna eşliğinde yine aynı özellikle süslenmiş tepsi oğlan evine gelir.Oğlan kınası neşe içinde yakılır.Sağdıç burada damadı korumak , ona zarar gelmesini önlemek zorunda kalır.

 

"Gelin alma" Kırıkkale il Merkezi`nde olsun, köylerde olsun, pazar günüdür. Pazar günü gelini almak için erkenden hazırlık yapılır, önceden ayarlanan arabalar süslenir, gelin, beyaz gelinliği içinde, erkek kardeşin kolunda evden çıkarılır, babası tarafından erkek tarafına teslim edilir. Oğlan evi neşelidir, davul zurna içli havalar çalar. Bu an, hüzün gözyaşıyla bütünleştiği andır."gelin götürme"de dediğimiz bu gelenek; gelin yeni yeni evine getirilmesiyle sona erer.

 

"Duvak açma"geleneği ise, Erdoğan Aslıyüce "Her Yönüyle Kırıkkale"adlı eserinde şöyle anlatıyor:"Gelin er evine geldiğinin ertesi günü, okuyucu kadınlar tarafından, komşular ve akrabalar gelinin duvağını açmaya davet edilir. Misafirlerin gelmesinden sonra gelinin yüzü kıbleye gelecek şekilde yüksek bir yere oturturulur. Önce mevlüt okutulur, mevlütten sonra gelinin sağ yanına elinde yufka ekmek yapmada kullanılan oklava ile bir erkek çocuk; bir ağaç kaşıklı kız çocuğu dikilir. Gelin duvağı üç defa açılır kapanır, üçüncüsünden sonra temelli açılır. Gelin misafirlerin ellerini öper, kapının ağzında ayakta bekler. Misafirler de "gelir, Allah yerine yakıştırsın, ağzın tatlı osun derler."

 

Aile, Türk Milletince kutsal sayılan bir müessedir. Onun için yöremizde de düğün geleneklerine çok önem verilir. Eş ve dost düğün yapan aileye maddi ve manevi yardımda bulunarak aileye yardımcı olurlar.


YENIYAPAN MUTFAĞININ GENEL ÖZELLIKLERI

Yeniyapan mutfağı, Anadolu yemeklerinin sergilediği bir mutfaktır. Anadolu yemeklerinde tarım ürünleri, sebzecilik ve ürünleriyle ilgili yemekler başı çeker. Köyümüzde de aynı özelliği görüyoruz. Köyümüzde yufka ekmeği yanında; bazlama, gözleme, kömbe gibi ekmek türleride yaygındır. Yemek içinde mevsimine göre patates, kabak, fasulye, patlıcan, nohut, lahana, yaprak dolma gibi yemek yenir, haşlama, kızartmaları yapılır. Et yöremizdede kullanılan bir besin maddesidir. Yemeklere katkı olarak kullanıldığı gibi, kendi başına de yapılır. Külleme, haşlama ve kavurması yöremizde yaygın et yemeklerindendir. Yazımız için yaptığımız araştırmada değişik tatlı çeşitlerinin olduğunu gördük: Helva, pekmez, çalma, baklava, höşmerim, haside gibi tatlıları saymak mümkün.


KÖYÜMÜZE ÖZGÜ YEMEK ÇEŞITLERI

 

Un Tarhanası:

Yarma katılıp, soğuduktan sonra, yoğurt ilave edilir. Küçük parçalara ayrılarak serilir ve kurutulur. Pişirmeden önce su içine bırakılarak ıslanıp yumuşaması sağlanır. Ezilerek tencereye konur, su ilave edilir. Pişinceye kadar karıştırılır Piştikten sonra yağda kızartılmış nane ilave edilir.

 

Bulama (Katma aşı):

Ayran içine konan yarma kaynayana kadar karıştırılarak hazırlanır.

 

Yarma:

Sohu taşında dövülerek kabuğu çıkarılmış buğdaydır.

 

Yeşil Mercimek çorbası:

Mercimekle yarma karıştırılarak suda kaynatılır, üzerine yağda kavrulmuş un ilave edilir.

 

Sızgıt:

Kesilmiş et küçük parçalara bölünerek eti yağı ile kavrulur ve kurutulur.

 

Ekmek Aşı (Guymak):

Yufka ekmek yağda kavrulur, içine su ile birlikte salça, sızgıt ve biber ilave edilerek hazırlanır.

 

Madımak:

Toplanan madımaklar temizlendikten sonra bulgur, salça ve et ile birlikte pişirilir. Üzerine tereyağı eritilerek sarımsaklı yoğurt ile birlikte dökülerek hazırlanır.

 

Pelte:

İçine pekmez katılmış una su ilave edilerek pişirilir.

 

Etli bulgur pilavı:

Soğan et ile kavrulur. Domates ve yeşilbiber ilave edilir. Içine bulgur katıldıktan sonra su çekilinceye kadar kaynatılır. Pilav biraz dinlendirildikten sonra servis, yapılır.

 

Sütlü:

Sütün içine pirinç ve şeker katılarak kaynatılır. Pirinç pişirildikten sonra soğumaya bırakılır. Sonra servis yapılır.

 

ETLİ DÜGÜN KÖFTESI:

(KÖYÜMÜZÜN EN MEŞHUR YEMEĞİDİR.)

Dibekte bulgur ve etle birlikte dövülerek (Dibek çevresinde halay kurulup davul zurna eşliğinde hem halay çekilir hem de köftelik dövülür.) hamur hazırlanır. Kadınlar içine acıbiber, tuz, salça katarak iyice yoğururlar. Yuvarlak parçalar elde fındıktan biraz büyük şekilde (avuç içinde) yuvarlanır. Kazanda yağ, su içerisinde haşlanarak pişirilir. Düğün davetlilerine son günü sunulur.

 

Bağcılık

Köyümüzde bağcılık önemli bir yer tutar. Halkımız bağında çıkan üzümü satarak değerlendirdiği gibi, pekmez, ekşi ve çalma yapmakta yararlanır.

 

 

KÖYÜMÜZDE YAYGIN İNANIŞLAR:

Köyümüzde halk arasında yaygın batıl inançlar da vardır. Bunların başlıcaları:

*Ayakkabı düzgün bir şekilde çıkarılmalıdır. Ters dönerse ömür kısalır.

*Ayna, aydınlığın simgesidir. Kırılmasıyla mutlu günlerin yerini üzücü günlerin alacağına inanılır.

*Kapı ağzında (eşikte) oturmanın uğursuzluk getireceğine inanılır.

*Makasın ağzının açık kalması pek makbul sayılmaz.

*Süpürgeye basılmaz. Basan kişinin dedikoduya karışacağına inanılır.

*Yanan ateşi söndürenin ve ateşte pişen ilk çöreği yiyenin dul kalacağına inanılır.